Geleneksel öğrenmede sıra bellidir: önce dinlenir, sonra söylenir, en son çalınır.
Bu sıranın nedeni basittir. Ezgi kulakta kuruluysa parmaklar onu izler; kurulu değilse parmaklar deneme yanılmayla arar.
Söylemek bu bağı kuran adımdır. Sesin güzelliği önemli değildir; perdenin zihinde belirmesi yeterlidir.
Söyleyerek çalışmak özellikle ara perdelerde işe yarar. Kulak o sesi tanıdığında el de onu bulur.
İkinci fayda ritimdir. Söylenen bir ezginin usul öbekleri kendiliğinden ortaya çıkar.
Üçüncü fayda nefestir; söylerken alınan nefes yerleri, çalarken de doğal duraklar olur. Çalışma yöntemi katmanlıdır: ezgi önce dinlenir, sonra kayıtla birlikte söylenir, sonra kayıtsız söylenir, en son çalınır. Bu döngü uzun görünür ama toplam süreyi kısaltır; doğrudan çalmaya geçen kursiyer aynı ezgide daha çok zaman harcar. Söyleme çalışması sessiz ortam gerektirmez ve çalgısız da sürdürülebilir.
Söylerken hece kullanmak da yardımcıdır. Ezgi belirli hecelerle söylendiğinde dil ve nefes hareketleri, çalarkenki parmak ve üfleme hareketlerine yakınlaşır. Söyleme çalışması yol ya da yürüyüş sırasında da sürdürülebilir ve çalgı başında geçirilen süreyi verimli kılar.
Derslerimizde her yeni ezgi bu sırayla çalışılır.