Nefesli bir çalgıda nefes alınacak yer teknik bir zorunluluk gibi görünür; oysa müzikal bir karardır. Usul, ezgiyi öbeklere böler ve bu öbeklerin sınırları doğal duraklardır. Nefes bu sınırlarda alındığında dinleyici kesintiyi fark etmez; öbek ortasında alındığında ezgi bölünür.
Aksak usullerde bu daha da belirgindir. Uzun öbeğin ortasında alınan bir nefes, usulü duyulmaz hâle getirir.
Bu yüzden yeni bir ezgide önce usul çıkarılır, sonra nefes yerleri işaretlenir. Bazı ezgilerde öbek sınırı nefes için çok uzaktır; o zaman kısa nefes kullanılır ve öbeğin zayıf noktasına konur. Zayıf nokta, ezginin en az hareketli yeridir; çoğu zaman uzun bir notanın sonudur. Sözlü türkülerde söz de yol gösterir; sözün duraklarıyla usul öbekleri çoğu zaman örtüşür.
Bu çalışma ezgiyi söyleyerek yapılır; sesle söylendiğinde nefes yerleri kendiliğinden belirir.
Nefes planı bir kez çıkarıldıktan sonra sabit tutulur. Her çalışmada başka yerde alınan nefes, ezgiyi hiçbir zaman aynı biçimde duyurmaz ve ezberi zayıflatır.
Derslerimizde nefes planı usul çıkarıldıktan sonra yapılır.