Halk müziğinde tavır, bir yörenin icra biçimidir. Süslemeleri, vurguları ve ses rengini kapsar.
Notaya yazılan şey ezginin iskeletidir. Tavır ise o iskeletin nasıl giydirildiğidir ve çoğu zaman yazıya geçmez.
Bu yüzden tavır kitaptan değil dinleyerek öğrenilir. Usta icralar tekrar tekrar dinlenir ve taklit edilir.
Yöreler arasındaki farklar belirgindir. Kimi yörede süslemeler yoğundur, kimi yörede ezgi daha düz çalınır.
Gırtlak nağmesinin genişliği, çarpmaların sıklığı ve nefes yerleri de yöreye göre değişir. Aynı kursiyerin birden çok tavrı öğrenmesi mümkündür; ancak önce biri oturtulur. Seçim genellikle kursiyerin dinlediği ve sevdiği dağara göre yapılır. Tavır taklidi bir kopya değildir; usta icranın mantığı anlaşıldığında kendi icrasına dönüşür.
Bir tavrın öğrenildiğinin işareti, o yöreden yeni bir türkünün kendiliğinden doğru çalınmasıdır.
Tavır öğrenirken taklit aşaması açıkça sürdürülür. Bir icra defalarca dinlenip birebir taklit edildikten sonra kendi yorumuna geçilir; sıra tersine çevrildiğinde tavır eksik kalır. Yöre seçimi bir kez yapıldığında dinleme listesi de ona göre daraltılır; dağınık dinleme tavrı bulanıklaştırır.
Derslerimizde tavır çalışması seçilen yöre üzerinden ve dinleme ağırlıklı yürütülür.